|
|
|
|
|
|||||||||||||
Giriş Hem Avrupada hem de ABDde, 11 Eylülden sonra, İslama büyük bir yöneliş oldu. Kimi uzmanlara göre İslama girenlerin sayısı iki veya üç katına çıktı. Bu konuda bazı gazete ve ajansların haber başlıklarına bakmak yeterli:
11 Eylülün İslamın Yükselişine Etkisi Yukarıdaki haberlerden hareketle 11 Eylül İslam için hayırlı oldu diyebilir miyiz? 11 Eylül sonrasında Amerikalıların tepkilerini, yaşadıklarım, gözlemlediklerim ve medyadan takip ettiklerimden anlamaya çalışan biri olarak bu soruya evet diye cevap vermenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Daha doğrusu, 11 Eylülün hemen akabinde, 11 Eylülün etkisiyle ilgili kanaatimi soran dostlarıma, İslama çok büyük darbe vurulduğunu ve 50 yıllık çalışmayla ancak 11 Eylül öncesine gelinebileceğini ifade etmiştim. Sevinerek söyleyeyim ki, yanılmışım öngörümde. 11 Eylülden sonra İslamın yükselişinde bir duraklama veya gerilemenin aksine, bir sıçrama yaşandı. Bu sevindirici gelişme nasıl gerçekleşmişti? Birçok insanın merak ettiği bu sorunun tam cevabını bu kitabın satırları arasında bulacaksınız. Öncelikle şunu ifade edeyim ki, 11 Eylül cinayetini Müslüman olduğunu iddia eden caniler yaptı diye İslamı tercih eden olmadı ve olamaz. Senaryoyu değiştirip kendimize şu soruyu sorduğumuzda 11 Eylülün İslama etkisini daha iyi anlarız: Hıristiyan dinine mensup olduğunu iddia eden bazı caniler Kocatepe Camiine veya Kâbe-i Muazzamaya bir Cuma günü böyle bir saldırı düzenleseydi, hiçbir Müslüman dinini bırakıp Hıristiyan olur muydu? Elbette hayır! Hatta denilebilir ki, misyonerlerin kandırmasıyla Hıristiyan olan çok az sayıda cahil insanlar bile Hıristiyanlıktan çıkıp eski dinlerine tekrar geri dönerdi. Aynı mantıkla, rahatlıkla diyebiliriz ki, 11 Eylül vahşeti, bir tek kişinin bile Müslüman olmasına vesile olmadı. Aksine, henüz yeni Müslüman olmuş bazılarının dinlerini terk etmesine ve Müslüman olma potansiyeli olan birçok kişinin de düşüncelerini değiştirmesine sebep olmuştur. ABDnin en itibarlı araştırma kuruluşlarından biri olan Pew Research Center tarafından yapılan anketlere göre, 11 Eylülden sonra İslam hakkında müspet düşünenlerin sayısında çok büyük bir düşüş yaşandı.[1] Aynı araştırma kuruluşu 11 Eylül cinayetinden iki sene sonra Amerikalılara İslam şiddeti destekleyen bir din mi? diye sorduğunda, sadece yüzde 41i hayır diye cevapladı. Temmuz 2005te bile aynı soruya insanların yarısından fazlası evet veya bilmiyorum (nazikçe evet demektir) diye cevap verdi.[2] Demek ki, Amerikalıların yarısından fazlası 11 Eylül cinayetinden İslamı sorumlu tutuyor. İslamın şiddet ve terörü beslediğini düşünüyor. Tablo: İslam şiddeti destekliyor mu?
(Kaynak: Pew Araştırma Merkezinin Anket Sonuçları, Temmuz 2005)
11 Eylüle Rağmen Neden İslam Yükseliyor? 11 Eylüle rağmen başta Avrupa ve Amerikada olmak üzere, dünyanın her tarafında İslama büyük bir yöneliş olması kısaca birkaç etkenle açıklanabilir: Birincisi, önyargıdan, tembellikten veya meşguliyetten dolayı, içinde yaşadığı gayr-i müslim toplum içinde bir nevi münzevi gibi yaşayan Müslümanlar, 11 Eylülden sonra topluma açılıp kendilerini ve dinlerini anlatma ihtiyacı hissettiler. 11 Eylül öncesinde gayr-i müslimlere karşı katı tutum takınanlar, tavırlarını yumuşatıp diyalog arayışına girdiler. Her tarafta gayr-i müslimlere yönelik birçok etkinlikler düzenlendi. Camilerin kapıları herkese açıldı. Müslümanlar, İslamın barış ve hoşgörü dini olduğunu yerel halka hem halleriyle hem de sözleriyle anlatmak için uğraştılar. Bu faaliyetlerin meyvesi olarak birçok insan İslamı tanıdı ve kendine bir hayat yolu olarak seçti. İkincisi, 11 Eylül vahşetini akıllarına sığdıramayanlar, İslamın nasıl böyle bir şeye cevaz verdiğini merak ettiler. Müslüman olmak için değil, İslamın ne kadar cani bir din olduğunu öğrenmek için araştırmalar yaptılar. Hiç unutmuyorum, 11 Eylülden birkaç hafta sonra, bir üniversite hocasıyla konuşuyordum. Şöyle demişti bana: Uçak kaçırıp Dünya Ticaret Merkezine saldıran teröristlere bu vahşeti İslamın telkin ettiğini medya söylüyor. Çok merak ettim. İslamın kutsal kitabı Kuranı alıp okudum. Hayret ettim. Her bir surenin başında Allah kendini Rahman ve Rahim olarak tanıtıyor. Doğrusu, merakımı gidermek için Kuranı okumaya karar vermiştim. Aksine, şimdi daha çok merak ediyorum; Kuranı okuyan birinin nasıl böyle bir canavarlığı yapacağını anlayamıyorum. Bu dostum gibi, birçok Amerikalı 11 Eylülden sonra, İslamın nasıl bir din olduğunu merak edip internet, kitaplar ve Müslümanlardan bilgi edinmeye çalıştılar. Bu arayış sürecinde, doğru kaynaklara ve İslamı doğru temsil edenlere denk gelenlerden önyargısını aşanlar Müslüman oldular. Üçüncüsü, 11 Eylülden sonra kapitalist yayınevleri ve medya, İslamla ilgili birçok eser çıkartarak piyasanın talebine cevap verdiler. Gerçi bu eserlerin sadece yüzde 10-15i tarafsız olarak İslamı anlatıyor. Birçoğu, İslam hakkındaki yanlış önyargıları daha da pekiştiriyor. İslamın terörü telkin eden bir din olduğunu ve insanlığın barışını tehdit ettiğini iddia ediyor. Eskiden beri piyasada İslam aleyhinde yazılmış birçok kitap vardı. İslamı doğru anlatan eserler ise bir elin parmaklarını geçmiyordu. Oysa 11 Eylülden sonra, İslamı tarafsız bir gözle anlatan onlarca kitap ve belgesel yayınlandı. Örneğin, Penguin Yayınlarının çıkardığı Kuran mealinin satışı 15 kat arttı. Kuran mealleri ABD ve Amerikada en çok satanlar listesine girdi. ABDnin en çok izlenen ve en etkin televizyon kanalı PBS, İslamı İman İmparatorluğu ve Peygamberimizi (a.s.m.) de Bir Peygamberin Mirası isimli tarafsız belgesel filmlerle anlattı. Dördüncüsü, ABD yakın tarihinde zencilere ve Japonlara yapılan haksız muameleleri unutmayan insaflı bazı aydınlar, 11 Eylülden sonra, Müslümanlara karşı aynı hataların tekrar edilmemesi için azami gayret gösterdiler. Hem medya yoluyla hem de Müslümanlara bizzat ulaşarak, birkaç caninin yüzünden herkesin sorumlu tutulamayacağını ifade ettiler. Kiliselerine Müslüman konuşmacılar davet edip İslam hakkında bilgisiz olan halkı aydınlatmaya vesile oldular. Kısacası, geçmişte zencilerin ve Japonların haklarını kazanmak için yaptığı çetin mücadeleden günümüz Müslümanları da istifade ettiler. Denilebilir ki, eğer onların mücadelesi olmasaydı, 11 Eylülden sonra ABDde bir tek Müslümanın bile yaşamasına müsaade edilmezdi. Oysa tarihî hatalarından ders alan çoğu Amerikalı, 11 Eylülden sonra, umumiyetle Müslümanların haklarını koruyup onların yanlarında yer aldılar. Beşincisi, Afrika asıllı Amerikalılar ve İspanyol asıllı Amerikalılar arasında 11 Eylül sonrasında İslamın yükselişi, onların devlete ve medyaya itimat etmemelerinden kaynaklanıyor. Önyargı ve ayrımcılığın kurbanı olan bu kesim, Müslümanları, tarihi düşmanları olan beyaz Avrupalıların yeni kurbanı olarak gördüklerinden, İslama sempatiyle bakıyorlar. Mağdur gördükleri Müslümanların yanında yer alıyorlar. Her sene on binlercesi doğru İslamı öğrendiklerinde Müslüman oluyorlar. Hıristiyanların çıkardıkları bir gazetenin haberine göre, İspanyol asıllı Amerikalılardan, 11 Eylül sonrasında İslamı seçenlerin sayısı yüzde 30 artarak iki yüz bine ulaştı.[3] İki milyonun üzerindeki mensubuyla İslam siyahlar arasında da inanılmaz bir hızla büyümeye devam ediyor. Siyahların İslamı tercihlerinin iki önemli nedeni daha var. Birincisi, tarihlerini öğrenen birçokları için İslama dönmek atalarının dinine dönmektir. Nitekim tarihi araştırmalar, köle olarak getirilen Afrikalıların büyük çoğunluğunun Müslüman olduğunu ve zorla Hıristiyan yapıldığını gösteriyor. İkincisi, kanun önünde eşit haklara sahip olmalarına rağmen, kendilerine karşı yapılan ikinci sınıf insan muamelesine karşılık, İslamın herkese birinci sınıf insan muamelesi yaptığını öğrenen siyahlar, fıtri olarak kendilerini İslama yakın görüyorlar. Altıncısı, İslam 11 Eylül öncesinde de Amerikada en hızlı büyüyen din payesine sahipti. Çünkü ruhu ölmüş Hıristiyanlık ve parayı tanrı yapan kapitalizm, Amerikalıların manevi ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Maddi bolluk içinde büyük bir manevi kıtlık yaşayan insanlar, kalp ve ruhlarına hitap eden her türlü gıdayı bulunduran İslamın semavi sofrasına koşuyorlar. Medya bu sofradaki yiyecekleri zehirli göstererek birçoğunu sofradan istifade etmekten alıkoymasına rağmen, dost bildikleri Müslümanlar vasıtasıyla sofradaki lezzetlerin tadını alanlar, hem büyük bir iştahla gıdalanmaya çalışıyorlar, hem de dostlarına ulaşıp onları da bu manevi ziyafete davet ediyorlar. Kısacası, İslam, 11 Eylül öncesinde dünyanın en hızlı büyüyen dini unvanını almıştı. 11 Eylül İslamın yükselişine büyük bir darbe vurdu. Doğrusu, yükselen İslam güneşine mani olmak için 11 Eylül vahşetinden daha etkin bir şey tahayyül edemiyorum. Her şeye kudreti yeten Allah, İslam için şer olan bu hadiseyi beklenmedik bir tarzda hayra dönüştürdü. Müslümanların artan şevk ve gayretiyle, İslam güneşi şimdi her zamankinden daha parlak bir şekilde Avrupa ve Amerika semalarında yükseliyor.
Avuç İçi Kadar Küçülen Dünyada Büyüyen İslam Bir buçuk milyara yakın mensubuyla İslam, sadece Amerikada değil, dünyanın dört bir yanında büyümeye devam ediyor. Dünyada 55 ülkenin vatandaşlarının büyük çoğunluğu Müslümanlardan oluşuyor. Batıda bir asır öncesine kadar neredeyse tek bir Müslüman bile bulunmazken, günümüzde 25 milyonun üzerinde bir sayıya ulaşılmış. Birçok Avrupa ülkesinde ve Amerikada, İslam, mensubu en çok olan ikinci din konumuna yükselmiş. Araştırmalara göre, her sene yüz binlerce insan İslamı tercih ediyor. Dünya müthiş bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. İletişim ve bilişim teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler dünyayı bir köy haline getirdi. Hatta köy bile büyük kalıyor! Bir zamanlar ucunu bucağını bilemediğimiz dünya, şimdilerde bir bilgisayar ekranına sığacak kadar küçüldü. Bilgisayar ekranı ise, avucumuza girecek kadar ufaldı. Avuç içi kadar küçük bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın öbür ucundaki biri, evimize en yakın komşumuzdan bile daha yakın bize. Dünya avuç içi kadar küçülürken, sorumluluklarımız dünya kadar büyümüştür. Kapı kapı dolaşıp hakikati öğrenmek isteyenlerle, internet üzerinde site site dolaşıp hakikati öğrenmek isteyenler arasında fark yoktur. Kapı komşumuza İslamın güzelliklerini hem halimizle hem de dilimizle anlatmamız gerektiği gibi, sanal dünyadaki komşularımıza karşı da aynı sorumluluğumuz var. Hiç şüphem yok ki, eğer biz üzerimize düşeni hakkıyla yaparsak, 21. asır İslamın asrı olacaktır. Ortaçağda matbaanın bulunmasıyla Avrupa karanlık çağı atladığı gibi, iletişim ve bilişim teknolojisindeki gelişmeler de karanlık çağını yaşayan insanlığı İslamın aydınlığına götürecektir.
[1] Post 9-11 attitudes: Religion More Prominent, Muslim-Americans More Accepted, Pew Forum on Religion and Public Life Pew Research Center For The People & The Press, http://pewforum.org/publications/surveys/post911poll.pdf [2] Fewer Say Islam Encourages Violence, Views of Muslim-Americans Hold Steady After London Bombings, Pew Forum on Religion and Public Life Pew Research Center For The People & The Press, http://pewforum.org/publications/surveys/muslims-survey-2005.pdf [3] More U.S. Hispanics Drawn to İslam, Christian Science Monitor, 16 Eylül 2006.
|
||||||||||||||
|
©Copyright 2007. All Rights Reserved. |
||||||||||||||