|
Zaman Gazetesi’nin
İnternet Safyasında, Kitabın İlk Bölümündeki Yazıyla İlgili Okuyucu
Yorumları
Bağrıma
saplanan alev oklarını söndürdünüz
“Selam, Sayın F. Aydıner Bey,
Avrupa'nın ve ülkemizin aydınları müştereken dile getirdikleri Yeni Dünya/Amerika
Kıtası’ndan gönderdiğiniz,
Dostlarımın Arasına Çıkamaz Oldum başlıklı yazınızı okudum. Dile
getirdiğiniz görüş ve tespitleriniz sayesinde (bağrımda) biriken ateşi
söndürdünüz. Allah sizden razı olsun; vatandaş Ali.”
Ali Demir (23 Mayıs 2007, Çarşamba 07:00.)
Biz
de izah edemiyoruz
“Furkan Bey’i çok iyi anlıyorum. Biz bile bu gelişmeleri izah edemezken
kendilerinin edememesi gayet normal. Herhâlde dünyada kendisini âleme rezil
eden bizden başka bir ülke yoktur. Allah hakkımızda hayırlısını versin.”
Y. Emre Akça (23 Mayıs 2007, Çarşamba 07:18.)
Yazınıza
teşekkürler
“Benim gibi düşünen insanların duygularını dile getirdiğiniz için size
teşekkür ederim. Bu zihniyete sandıkta hesap soracağız.“
Orhan Özdemir (23 Mayıs 2007, Çarşamba 08:02.)
Rusya'da
bile...
“Ağzınıza sağlık Hocam! Bu yazı hakikaten, Türküm, diyen her ferdin okuması
ve özünü anlayarak değerlendirme yapması gereken bir yazı. Bu yazıda sanki
düşüncelerime tercüman olmuşsunuz. Çünkü bende sizin gibi yıllardır
memleketim dışında yaşamakta ve yaşadığım yerdeki insanlara kendimi
yapabildiğimce Türkiye temsilcisi olarak tanıtmakta ve Türk’ün nasıl biri
olduğunu kendi lisanımca anlatma çabasındayım. Fakat son zamanda Türkiye'de
yaşanan olayların ardından, ben de artık arkadaşlarımın arasında bir kelime
edemez oldum; hem de yıllardır komünist rejimle yönetilen ve hâlâ izlerini
taşıyan Rusya gibi bir ülkede! Nitekim burada yasamış olduğum yılların
verdiği tecrübeyle Rusya Federasyonu’nun Türkiye’den çok daha demokrat, çok
daha özgürlükçü ve çok daha laik olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim...”
Alper BeyaZ (23 Mayıs 2007, Çarşamba 08:21.)
Duygularıma tercüman oldunuz
“Almanya’da yaşıyorum ve BASF firmasında bir araştırma laboratuarının
sorumlusuyum. Her ne kadar Almanya’da Türk olduğunu söylemek bir dezavantaj
olsa da bunu hep gururla, karşılaşacağım ön yargılara rağmen söylüyordum.
Ama inanın artık T.C. vatandaşı olduğumu söylemekten utanıyorum. Halktan
aldığı gücü, sadece kendi halkına karşı kullanmaya muktedir güç odaklarının
bulunduğu, bir ülkenin vatandaşı olarak artık yaşamak istemiyorum.”
Murat Mertoğlu (23 Mayıs 2007, Çarşamba 08:34.)
Tebrikler
“Hocam elinize ve dilinize sağlık… Yorumunuzu çok yerinde bulduğumu, tamamen
katıldığımı belirtmek isterim. Sizin gibi akademisyenlere Türkiye’nin çokça
ihtiyacı olduğuna inanıyor, başarılarınızın devamını diliyorum.
Kalem kılıçtan keskindir, diyor,
saygılar sunuyorum.”
H. Hüseyin Acar (23 Mayıs 2007, Çarşamba 08:45.)
Bu
yüzden biz ABD’ye muhtacız, onlar bize değil
“Ah, Hocam yorum yazacak konu kalmamış ki... Sadece teşekkür yazabilirim.
Evet, ben de diyecektim: Amerika, ecdadımız Osmanlı’yı hatırlatıyor bana.
Ancak bir farkla! Ecdadımız içerde ve dışarıda herkese adildi. Oysa Amerika
sadece kendi halkına adil…”
Halil İbrahim Gök (23 Mayıs 2007, Çarşamba 09:01.)
Dört
başı mamur bir yorum, altına imzamı atıyorum
“Sayın Furkan Bey,
Bütün duygu ve düşüncelerimize bu kadar ağyarını mâni, efkârını camii, dört
başı mamur bir tercüman olmak, cidden her türlü takdirin üzerindedir… Ben
şahsen sizin gibi fikri hür, vicdanı
hür bir akademisyenle, aynı duyguları paylaşıyor olmaktan kendimi
mutlu hissediyorum.”
Güngör Uslu (23 Mayıs 2007, Çarşamba 09:03.)
Tamamen duygularımı yazmışsınız
“Ne diyeyim ben de 3 yıl yurt dışında kaldım. Kaldığım yer, Türkiye’den
ileri miydi? Hayır, aksine geriydi. Ama orada bile insanlar birbirine o
kadar saygılıydı ki kimse, kimsenin hayatına müdahale etmiyordu. Artı benim
dinime saygı duyuyorlardı.”
Harun Çınar (23 Mayıs 2007, Çarşamba 10:30.)
Ağzınıza sağlık
“Hocam sen de Türkiye’de olsaydın büyük ihtimalle bu yazıyı yazamayacaktın;
çünkü seni işinden ederlerdi. (…) Ülkeyi geri bırakan sebepleri gayet güzel
açıklamışsın ağzına sağlık, bu ülkede bunları bilen çok insan var; ama işin
üzerine gidince ya hepsi işinden oldu ya da devlet düşmanı ilan edildi.
Allah hepimizin yardımcısı olsun; ama yine de ümit varız, çünkü artık böyle
güzel makaleleri yayınlayan özgür basın da var ve insanlar artık
aydınlanıyorlar.”
Alpay Bindebir (23 Mayıs 2007, Çarşamba 10:58.)
Düşünce ve teşebbüs hürriyeti
“‘İnsanımızı muasır medeniyetin gerisinde bırakan şey, düşünce ve teşebbüs
hürriyetine her on senede bir inen darbe ve muhtıralardır.’ Bu durum ülkenin
genelini etkiliyor. Bir de günlük hayatımızda bireylerin düşünce ve teşebbüs
hürriyetlerini ‘sana ne, sen mi kurtaracaksın? Herkes ne yapıyorsa sen de
öyle yapsana. Doğruluk sana mı kaldı?’ vb. gibi laflarla akamete uğratan
darbe ve
muhtıralar var...”
Doğu Batı Öte (23 Mayıs 2007, Çarşamba 11:00.)
İşte
milletimizin anlatılabilir beyanı
“Gerçekten kendisini tanımadığım bu insanın duyguları, düşünceleri benim
içimde taşıdığım duygu ve düşüncelerle aynı, kendisini yürekten tebrik
ederim.”
Sefa Özdemir (23 Mayıs 2007, Çarşamba 11:36.)
Kalbî teşekkür
“Sayın Dr. Furkan Aydıner'e kalbî teşekkürlerimi sunarım. Bütün kalbimle
yazdıklarınıza katılıyorum, yürekten kutluyorum. İnsanî duygularını
yitirmemiş, kalbi ölmemiş, hissiyatı sönmemiş her kalp sahibi, durup
düşünmeli ben bu yazının neresindeyim diye ve bu Dünyadaki konumunu
belirlemeli. Sayın Aydıner’in eline, diline ve yüreğine sağlık. En derin
saygılarımla selamlıyorum.”
Abdurrahman Yalçın (23 Mayıs 2007, Çarşamba 11:38.)
Bir çığlık gibi
“ABD'de bir üniversitede öğretim üyesi olan bir Türk’ün bir çığlığı andıran
yazısı... Ancak hemen aklıma gelen; her ABD'de veya Batı Avrupa ülkelerinde
iyi eğitim almış, oralarda öğretim üyeliği yapmış, yapmakta olan,
uluslararası yayın ve atıf endekslerine göre başarılı sayılan Türklerin
hepsinin aynı şekilde düşünmediği... Bu yazının yazarı gibi düşünenler
olduğu gibi, yurt içinde söz konusu bildiriye veya muhtıraya destek
verenlere benzer biçimde bildiriden memnun olan, sevinen; hatta arkasının
gelmesini bekleyenler olduğu muhakkak. Yani diyeceğim, aldığı eğitim,
bilgi-görgü bakımından niteliği hangi düzeyde olursa olsun, yurt içinde veya
dışında bulunsun, insanlarımızın kimi öyle düşünüyor, kimi böyle.
Belirleyici olmuyor yani tahsil, bilgi, görgü. Bilim adamları, siyasetçiler,
gazeteciler, çeşitli mesleklerden insanlar arasında bu hususta farklı
düşünenlerin olması bir gerçek. Hatta dünkü Zaman'da yazar Şahin Alpay, ‘Cumhuriyet
mitinglerinde atılan sloganlara bakılırsa Türkiye'de militarizmin askerlere
nazaran siviller arasında çok daha yaygın olduğu sonucuna varılabilir’
diyordu. Bu da bize özgü bir durum herhâlde! Yazarın çığlığını anlıyorum;
ama anlamayanlar da var.”
Ahmet Aksay (23 Mayıs 2007, Çarşamba 12:43.)
Haklı
“Sayın Aydıner haklı; aynı şeyi biz Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları da
yaşadık İsviçrelilere karşı mahcup olduk muhtıradan dolayı. Ekonomi
uzmanlarının söylediğine göre ülke 20 milyar dolar zarar etti. (…) 20 milyar
dolarla Türk silahlı kuvvetlerinin hava filosuna kaç savaş uçağı alınır?”
Ali Goermez (23 Mayıs 2007, Çarşamba 14:22.)
Enfes bir yazı
“Sözde demokratların mutlaka okumaları gereken bir yazı. Samimi ve içten
duygularla yazılmış olan bu karşılaştırmalı manifesto niteliğindeki yazısı
için değerli hocamıza teşekkür ediyorum. Milleti için ciğeri yanan bir
vatanperver için dua ediyoruz. Kaleminize sağlık.”
Durmuş Körpe (23 Mayıs 2007, Çarşamba 15:27.)
Aynen katılıyorum
“Sayın Hocam, elinize, dilinize sağlık. Benim tüm duygu ve düşüncelerime
tercüman olmuşsunuz. Sadece mensubu oldukları grup üyelerini aydın kabul
eden zihniyetin sahiplerine en güzel cevaplardan biri sizin gibi gerçek bir
aydın beyefendiden geldi. Bir deli bir taş attı kuyuya; bin akıllı
çıkaramadı, bir laiklik elden gidiyor
fırtınası koparıldı, bir avuç insan sokaklara döküldü, balkonlara siyasal
taraflarını gözümüzün içine sokmak heves ve heyecanıyla haftalarca bayraklar
asıldı; asanların da asmayanların da tarafı belli oldu. Sanki biz
bayrağımızı, vatanımızı sevmiyoruz; sanki bu değerler sadece onların
tekelinde. İyi de ne gerek vardı bunlara? İnsanlar tercihlerini sandıklarda
medenice gösterseler olmaz mı? Biz de mi sokaklara dökülelim yani? Hayır,
bir kesimin aklı başında, ağırbaşlı davranması gerekiyorsa o da bu susan
çoğunluk olmalıydı ki en güzel cevabı sandıkta vereceğiz.
Onlara göre tüm halktan anlaşılan sadece onlar gibi düşünenlerden ibaret; ne
kadar çelişkili, ne kadar anti demokratik bir tutum bu böyle? Türkiye’nin
şeriat gibi bir derdi asla yok ve olmayacak da. Her zaman şeriatı isteyen
bir azınlık olacaktır; ama bu ülkeye zarar bu insanlardan gelmez. Asıl zarar,
laiklik elden gidiyor vesvesesini
verip ülkenin önünü tıkamayı, istikrarı bozmayı, bizi dünyaya rezil etmeyi
ve notumuzun gelişinden durağana çevrilip bize şüpheyle bakmaya başlayan
yabancı yatırımcıyı dert etmeden pervasızca davrananlardan, 2001 krizinin
yaralarını daha yeni yeni sararken bize tekrar aynı acıları yaşatmayı göze
alan sözde vatanseverlerden gelir. Biz bu bayrağı, bu ülkeyi o kadar çok
seviyoruz ki bir zarar gelmesin diye soğukkanlı davranıp önce ülkenin
çıkarlarını düşünerek hareket ediyoruz. Bu ülkenin dini İslam’dır, bırakın
insanların başörtüsüyle ibadetiyle uğraşmayı. Bugün gelişmiş dünyada;
İngiltere’de bir Hintli havaalanında bile kendi geleneksel kıyafetiyle
görevini icra edebiliyor; laiklik din ve devlet işlerinin ayrı tutulmasıysa
neden bu insanlar sürekli dinle uğraşıyor, ikisini sürekli birbirine
karıştırıyor; yoksa onlar mı laik değiller? Yoksa laiklik bazılarına göre
dinsizlik mi demek?”
Yeşim Çolak (23 Mayıs 2007, Çarşamba 15:33.)
Haklı
“Sonuna kadar haklısınız ve her şeyi çok güzel özetlemişsiniz. Burada biz
bizeyken kendi vatanımızda bu utanç duygusunu yaşadık. Sizi oralarda
düşünemiyorum bile. Şimdi herkes şunu iyi bilsin lütfen; 22 Temmuz’da
demokrasi için, adalet için oyumuzu kullanalım ya muhtıracıları ve muhtıraya
destek verenleri ya da adaletle hakla hizmet verenleri; tercih sizin.”
Salih Turgut (23 Mayıs 2007, Çarşamba 15:39.)
Türkiye, neden bu kadar geri kaldı dersiniz?
“Hiçbir vizyonu olmayan, çok dar düşünen, herkese at gözlüğü ile bakan,
kendi fikri dışında hiçbir düşünceye tahammül edemeyen, geri kafalı insanlar,
yıllarca Türk devletinin köşe başlarına yerleştirilmiş ve yerleştirilmeye
devam ediyor. Bunlar laikliği kullanarak, insanları korkutarak Türkiye için
olabilecek her türlü iyi şeylerin önüne âdeta duvardan bir engel teşkil
etmişlerdir. Bu kadar güzel işler başarmış bu hükümeti bile neredeyse
Cumhuriyet düşmanı, işgalci bir kuvvetmiş gibi gösterip onlara karşı
kurtuluş mücadelesini başlatıyorlar. Bunun için darbe bile olsa zil çalıp
oynayacaklar neredeyse. Hükümet ağzıyla kuş tutsa bile bunlara yaranamaz.
Çünkü önemli olan milletin mutluluğu, refahı, ilerlemesi değil. Millet
onların umurunda bile değil. Çünkü onlar milleti hep hor görmüşlerdir. Onlar
için önemli olan bu çark devam etsin, rahatları bozulmasın. Bu düşünceden
dolayı AB’den bile vazgeçmiş bulunmaktalar. Bu setlerin yıkılıp milletin
önünün açılması lazım. Müslümanlara
geri kafalılar diyorlar. Aslında (…) dünyanın bu kadar hızlı bir ivme
ile değiştiği bu dönemde, onlar değişimi hak ve özgürlükleri ilerlemeyi
istemiyorlar.”
Yusuf Nebi (23 Mayıs 2007, Çarşamba 16:56.)
Özgür,
çağdaş, bilimsel, samimi bir ses!
“Hakikaten harika, baştan sona, şu aziz memleketin öz evladının, derin,
samimi duygularla kaleme aldığı, modern çağa, Türkiye’ye ışık tutan enfes
bir yazı! Bu yazı, öz yurdunda baskı altında olanlar için yabancı Frenk
diyarlardan kaleme alınmış özgür bir ses! Gerçekten şu milletin duygu ve
düşüncelerine tercüman olduğu için bilhassa cesaretinden dolayı, değerli
bilim adamı akademisyen Aydıner'i tebrik ediyorum!
Teşekkürler Sayın Aydıner…”
Cesur Salih Hasköyler (25 Mayıs 2007, Cuma 01:10.)
Moral Haber Sitesinde Yayınlanan Okuyucu Yorumlarından…
“Çok güzel bir tahlil. Tebrik ediyorum. İnşallah bu kısır döngüden bir gün
kurtuluruz.”
Ahmet Damar (23 Mayıs 2007, Çarşamba 16:55.)
“Yazarı ve bu yazıyı yayınlayan gazeteyi gösterdikleri yüreklilikten
dolayı tebrik ediyor, emsallerin artmasını diliyorum.”
Mehmet Büyükçapar (23 Mayıs 2007, Çarşamba 16:11.)
“Sayın Dr. Furkan Aydıner Bey’e, buradan şükranlarımı sunarım.
Hkikaten yerinde bir tespitle olayı mercek altına almış ve duygularını
yazmış. Kendilerini canı gönülden tebrik ediyorum. Gerçek bir vatansever ve
milliyetçi olduğunu göstermiştir. Ah, karşılaşabilsek; onu alnından öpmeyi
çok isterim. Bravo size Sayın Aydıner! Yolunuz açık olsun, bizim
duygularımızı dile getirdiniz... Kalın sağlıcakla…”
Erol Elik (24 Mayıs 2007, Perşembe 22:35.)
“Bu yorumu okuyunca anladım ki benim gibi düşünenler çoğalıyor. Artık
bizim daha çok çalışmamız lazım. Siz gibi insanlardan Allah razı olsun,
saygılarımla…”
Fransa, (24 Mayıs 2007, Perşembe 20:42.)
|